İşvereni Zarara Uğratma Nedeniyle Fesihte Hangi Koşullar Aranır?

İşveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı bendine göre haklı nedenle derhal fesih yapılabilmesi hususu çeşitli Yargıtay kararlarında yer almaktadır.

Çalışma hayatının doğası gereği, işçiye işçini yapabilmesi için çeşitli araç gereç, makine ve teçhizat verilmektedir.

İşçinin işini yaparken kendisine emanet edilen araç, gereç, makine ve teçhizatı doğru kullanma ve kasıtlı olarak zarar vermeme yükümlülüğü vardır.

İşçinin dikkatsizliği veya özensizliği nedeniyle işyerine maddi zarar vermesi ya da araç, gereç, makine ve teçhizatı zarara uğratmaması söz konusu olabilmektedir.

İşçinin böyle bir zarara yol açması durumunda, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilebilmesi mümkündür.

Bu husus, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı”nı düzenleyen 25/II-ı bendinde şu şekilde yer almıştır?

“İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.”

Ancak Kanun maddesinde yer alan hükme göre söz konusu haklı fesih nedeninin ortaya çıkabilmesi için şu koşulların bulunması gerekmektedir:

- Zarar, işçinin kastından, kusurundan veya ihmalinden dolayı ortaya çıkmış olmalıdır. Dolayısıyla işçinin herhangi bir kastı, kusuru veya ihmali olmadan kazara meydana gelen olaylar nedeniyle zararın ortaya çıkması halinde haklı fesih durumu söz konusu olamaz.

- İşçinin işyerine zarar veriyor olması tek başına yeterli değildir. Bunun yanı sıra işçinin, özen borcunu ihlal ederek, işyerindeki malları otuz günlük ücretinin tutarıyla ödenemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması gerekiyor.

- Zararın ve zarar tutarının ispat yükümlülüğü işverene ait olup durumun tutanakla ve zarar tutarının muteber belgelerle ispatlanması gerekiyor.

İşveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı bendine göre haklı nedenle derhal fesih yapılabilmesi hususu çeşitli Yargıtay kararlarında şu şekilde yer almaktadır.

“İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 II- (ı) bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere 30 günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hususu düzenlenmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı ve geçerli fesih imkânı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarı da bu  kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. 30 günlük ücreti tutarında bir zarar yoksa iş sözleşmesinin feshi haklı neden olarak kabul edilmemelidir. Ancak 30 günlük ücretten az zarar nedeni ile işyerinde olumsuzluklara meydana gelmiş ve iş ilişkisinin sürdürülmesi işveren açısından önemli ölçüde beklenmez bir hal almış ise feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Kusur ve zararı belirleyen rapor diğer delillerle birlikte bir değerlendirmeye tutarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 9. HD'nin 12.5.2008 Tarih, 2007/35921 Esas ve 2008/12018 sayılı Kararı)

İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır. (Yargıtay 9. HD'nin 12.5.2008 Tarih, 2007/35921 Esas, 2008/12018 sayılı Kararı)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin diğer bir kararına göre; Özenle ifa yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan uyuşmazlıklardan iş sözleşmesinin ifası dolayısıyla bir zararın meydana geldiğini ispat işverene bu zarardan dolayı hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat külfeti işçiye yüklenmiştir. Somut olayda, davacının yanlış yıkama işlemi yaptığı tartışmasız olup olay sonucu işverenin zarara uğradığı açıktır. İşyerinde yapılan keşfe dayalı olarak üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan raporda, olayın sebeplerinin, vardiyalar arasında iş ve görev taksimatının ciddi esaslara bağlanmaması, işin makina operatörünün bir üstü konumundaki yöneticinin denetim ve gözetimine tabi tutulmaması, vardiyalar arasında yanlış devretmeye ve yanlış anlamaya yer vermeyecek biçimde yazılı devir sisteminin kurulmaması olduğu belirtilmiştir. Ancak, işçinin işini özenle ifa yükümlülüğünü ihlal edip edemediği yönünden bir irdeleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Oysa, işçinin bilgi ve beceresi, işin organizosyonu ve yönetiminde sözü edilen eksikliklere rağmen yanlış yıkamayı önleyecek düzeyde ise olayın meydana gelmesinde tam olmasa bile belirli bir oranda işçinin de kusurlu olduğunun kabulü gerekir. İşçinin özen burcuna aykırı hareket edip etmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmeden sadece işveren yönünden tesbit edilen eksiklikleri açıklayan bilirkişi raporu benimsenerek sonuca gidilmesi hatalıdır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle boya yıkama makinasında kullanılan kimyasalları belirtir reçetelerin kim tarafından hazırlandığı, davacının uyguladığı reçetenin hangi mala ait olduğunu bilecek durumda olup olmadığı, bu konuda gerekli eğitimi alıp almadığı, yaptığı iş için bilgi ve becerisinin yeterli bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, bundan sonra aynı bilirkişi heyetinden yada re'sen oluşturulacak başka bir bilirkişi kurulundan alınacak raporla davacının olayda kusurunun bulunup bulunmadığı hiç bir tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenip oluşacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Açıklanan yönler gözetilmeden mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 9. HD'nin 27.02.2008 Tarih, 2007/9302 Esas ve 2008/2652 sayılı Kararı).

İşçinin işvereni zarara uğratması halinde işverenin haklı nedenle fesih hakkının doğması için otuz günlük ücreti tutarı, işçinin net ücretine göre mi brüt ücretine göre mi hesaplanmalıdır?

Burada İş Kanunu’nun genel ilkesi gereğince işçi lehine yorum yapılması gerekiyor ve işçinin brüt ücreti dikkate alınıyor. Nitekim Yargıtay bir kararında şöyle denilmektedir:

"Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır." (Yargıtay 9. HD’nin 2018/11848 sayılı kararı)

 

 

 

 

 

 

 

21 Eyl 2022 - 15:35 - Yargıtay Kararları


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kamu İşçileri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kamu İşçileri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kamu İşçileri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kamu İşçileri değil haberi geçen ajanstır.

02

Melek Yıldırım - Sayın bankanım iş kurdan işe giren mileytim bakanlığında çalışanları da kadroya alırsanız seviniriz işsiz kalmak istemiyoruz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Eylül 01:20
01

Mustafa - 696 KHK ZORUNLU EMEKLİLİK KALDIRIN ÇOK MAĞDUR OLUYORUZ

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 21:36