Disiplin Cezalarının Uygulanmasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Disiplin cezalarının yasal dayanağı nasıl tespit edilir? Disiplin cezası verilmeden önce işçiden savunma alınması zorunlu mudur? Toplu sözleşmeyle, kanunda öngörülenden daha düşük bir ceza uygulanabilir mi?

İşyerinde düzenin sağlanıp, mal ve hizmet üretiminin devam edebilmesi için belirli kurallara uyulması zorunludur. Bu kurallara uyulmadığı durumlarda, işçilere çeşitli yaptırımların uygulanabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu’nda çeşitli hükümler yer almaktadır. Ancak iş hayatının karmaşık yapısı içinde, İş Kanunu’nda öngörülen yaptırımların yanı sıra iş yerinde düzenin sağlanabilmesi için ayrıca Disiplin Hükümlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Uygulamada işçilerin disiplin cezalarının nasıl uygulanacağı önemli bir yer tutmaktadır. 4/D sürekli işçilere uygulanacak disiplin cezalarında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır.

İş hukukunda; işverenlere, belirli şartların varlığı halinde Disiplin Cezası verme yetkisi tanınmıştır. Bu husus kökleşmiş Yargıtay içtihatlarıyla kesinlik kazanmıştır. (22. Hukuk Dairesi 2015/21740 E., 2015/30221 K)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2010/33308 Esas, 2010/36162 sayılı Kararında ise şu hükme yer verilmiştir:

“İş hukukunda işverenlere belirli koşulların varlığı halinde disiplin cezası verme yetkisi tanınmıştır. Hukukumuzda işverenin disiplin cezası uygulama yetkisinin koşullarını, kapsamını, sınırlarını, usulünü, itiraz ve yargısal denetimini, bu yetkinin kullanılmasına karşı işçilere güvence sağlayan genel bir düzenleme mevcut değildir. İş Kanunu ve Borçlar Kanununda konuyla ilgili bazı hükümler (İş K. m. 18/1, 19, 25/II, 38, B.K. m. 315) yer almaktadır. İş Hukukunun ilkeleriyle genel hükümler göz önünde bulundurularak toplu iş sözleşmeleri ve iç yönetmeliklerle disiplin hukukuna dair düzenlemeler yapılabilir.”

Yine 22. Hukuk Dairesi 2015/21740 E. , 2015/30221 sayılı kararında, “… Bu itibarla, iş hukukunun ilkeleri ile genel hükümler göz önünde bulundurularak toplu iş sözleşmeleri ve iç yönetmeliklerle disiplin hukukuna ilişkin düzenlemeler yapılabileceğini ifade etmek gerekir.” hükmü  yer almaktadır.

Dolayısıyla İş Sözleşmesi, Toplu İş Sözleşmesi veya İç Yönetmeliklerle disiplin hükümlerinin ihdas edilebileceği ve bu hükümlerin işçileri uygulanabileceği tartışmasızdır.

Yine Yargıtay içtihatlarına göre; disiplin cezasının işçiyi bağlayabilmesi için, sözleşme veya iç yönetmelikle önceden yazılmış olması ve işçiye bildirilmiş olması gerekir. Disiplin cezası işyerinin düzen ve disiplinini sağlamak amacıyla verilebilir. Bir disiplin cezasının uygulanabilmesi için işçinin kusurlu bulunması da zorunludur.

TOPLU SÖZLEŞMEYLE, KANUNDA ÖNGÖRÜLENDEN DAHA DÜŞÜK BİR CEZA UYGULANABİLİR Mİ?

Zaman zaman kafa karışıklığına yol açan bir diğer husus da; İş Kanununda daha yüksek bir ceza öngörülen bir eylemle ilgili olarak disiplin hükümleriyle daha düşük bir cezanın verilip verilemeyeceğidir. Bu konu Yargıtay tarafından şu şekilde açıklığa kavuşturulmuştur:

“Toplu iş sözleşmesi ile öngörülen disiplin cezaları kanuna aykırılık taşımadığı ve işçi lehine olduğu takdirde geçerli sayılırlar. Örneğin, işten çıkarmayı gerektirecek nitelikteki bir eyleme yer değiştirme cezasının uygulanması işçi yararına olduğundan geçersizliği ileri sürülemez. (22. Hukuk Dairesi 2015/21740 E., 2015/30221)”

Bunun gibi Yargıtay; toplu iş sözleşmesiyle işçinin ardı ardına 2 gün mazeretsiz işe gelmemesi halinde yevmiye kesme cezası öngörülmüşse, bu hükme rağmen işveren tarafından İş Kanunu 25/II maddesi g bendine uygun olarak işten çıkarma yaptırımının uygulanmasını haksız fesih olarak kabul etmiştir.

Yani toplu sözleşmeyle daha düşük bir ceza öngörülen eylem için, İş Kanununda yeri olsa bile daha ağır yaptırım uygulanamaz.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Disiplin Cezalarıyla ilgili olarak iş mahkemelerinin denetim yetkisini de sınırlandırmış, Disiplin Cezalarının işverenin yönetim hak ve yetkisi kapsamında olduğunu belirterek bu yetkinin ortadan kaldırılamayacağına hükmetmiştir:

“Hukukumuzda açık bir düzenleme bulunmadığı için, iş mahkemesince işverenin verdiği disiplin cezasının iptali ve işvereni bir işlem yapmaya zorlayıcı nitelikte karar verilmesi mümkün değildir. Mahkemece işlemin hatalı olduğunun belirtilmesi yetinilmeli, işverenin yönetim hak ve yetkisinin kısıtlanması veya ortadan kaldırılması anlamına gelecek şekilde hüküm kurulmamalıdır. (9. H.D 2010/33308 E, 2010/36162 K.)”

Öte yandan pek çok Yargıtay kararında görüşlerine atıf yapılan İş Hukuku’nun duayen ismi Prof. Dr. Sarper Süzek, “İş Hukukunda Disiplin Cezaları” başlıklı makalesinde şu önemli tespitlere yer vermiştir:

“İş hukukunda, uyarı, kınama, ücret kesintisi, işin ve işyerinin değiştirilmesi, geçici işten uzaklaştırma, işten çıkarma biçiminde ortaya çıkan disiplin cezalarının uygulanabilmesi için aşağıda belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekir.

İşçilere bir disiplin cezasının verilebilmesi için her şeyden önce bunun geçerli bir hukuki dayanağı bulunmalıdır. Mevzuatımızda öngörülen hükümlerle disiplin cezasının uygulanabilmesi bir hukuki dayanağın varlığına dayandırılmıştır. Gerçekten, İş Kanununun 38. maddesine göre işveren toplu iş sözleşmesi veya iş akitlerinde gösterilmiş bulunan nedenler dışında işçiye ücret kesintisi cezası veremez. Toplu iş sözleşmesi veya iş akdinde, belirtilen nedenler dışında, işçilere ücret kesintisi cezası veren işverenlere idari para cezası uygulanır (İK 102/b).

Aynı şekilde, işverenin kusurlu işçiyi işten çıkarma nedenleri İş Kanununun 18. maddesinin 1. fıkrası ile 25. maddesinin II. bendinde belirtilmiştir. Anılan hükümlerde öngörülmeyen bir nedene dayanarak işveren işçiyi geçerli veya haklı nedenle işten çıkaramaz.

Öte yandan, ücret kesintisi ve işten çıkarma yaptırımları dışında diğer disiplin cezalarının da bir hukuki dayanağının bulunması gerektiği Borçlar Kanununun 315. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan maddeye göre: “Sınai veya ticari bir teşebbüste, iş sahibi tarafından mesai veya dahili intizam için muttarit bir kaide ittihaz edilmişse bunlar evvelce yazılmış ve işçiye bildirilmiş olmadıkça, işçiye bir borç tahmil etmez”. Bu maddeye göre bir disiplin cezası işyerinde sürekli ve düzenli bir biçimde uygulanacak ise, bunun işçileri bağlayabilmesi için işverence bir iç yönetmelikte önceden yazılmış ve işçiye bildirilmiş olması gerekir Bunun yanında disiplin cezaları toplu iş sözleşmeleri ve iş akitleri ile de getirilebilir.

İşçilere disiplin cezası verilebilmesinin bir diğer koşulu bu cezanın kendi amacı ile sınırlı olmasıdır. Başka bir anlatımla, ancak işyerinin düzenini ve disiplinini sağlamak amacıyla disiplin cezası verilebilir.

Bunun gibi, bir disiplin cezasının uygulanabilmesi için işçinin kusurlu bulunması da zorunludur. Ancak işyerinin düzenini kusurlu davranışı ile ihlal eden işçilere disiplin cezası verilebilir.”   

DİSİPLİN CEZASI VERİLMEDEN ÖNCE İŞÇİDEN SAVUNMA ALINMASI ZORUNLU MUDUR?

Bu konuda Sarper Süzek Hoca’nın değerlendirmesi şu şekildedir:

“Hukukumuzda disiplin cezasının uygulanmadan önce kural olarak işçinin savunmasının alınması zorunluluğundan söz edilemez. Her ne kadar iş güvencesine tabi iş ilişkilerinde işverence belirsiz süreli iş akitlerinin süreli feshinde işçinin savunmasının alınması gerekiyorsa (İK 19/2) da, isabetsiz olarak işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle yapılan haklı nedenle derhal fesihlerde (İK 25/II) savunma alma zorunluluğu getirilmemiştir. Hukuk sistemimizde en ağır disiplin cezasını oluşturan haklı nedenle derhal işten çıkarmalarda dahi işçiye savunma hakkı tanınmadığından diğer disiplin cezalarında (iş güvencesine tabi iş ilişkilerinde işçinin davranışı nedeniyle süreli fesihler dışında) böyle bir zorunluluğun bulunmadığının kabulü öncelik gereğidir. Ancak, toplu iş sözleşmesi, iş akdi veya iç yönetmelikte disiplin cezası uygulanmadan önce işçiye savunma hakkı tanınmışsa kuşkusuz bu zorunluluğa uymak gerekir.”

Dolayısıyla toplu sözleşme, iş sözleşmesi ya da iç yönetmelikte, disiplin cezası uygulanmadan önce işçinin savunmasının alınacağını ilişkin bir hüküm yer alıyorsa, mutlak surette işçinin yazılı savunması alınmalıdır. Böyle bir durum yoksa, işçinin savunmasının alınması hukuken zorunlu değildir. Fakat yine de işçiye verilen disiplin cezalarının yargı denetimine tabi olduğunu dikkate alarak disiplin cezası verilmeden önce işçiden yazılı savunma alınmasının doğru olacağını değerlendiriyoruz.

DİSİPLİN KURULLARININ OLUŞTURULMASI VE DİSİPLİN CEZALARININ BU KURULLAR MARİFETİYLE UYGULANMASI ZORUNLU MUDUR?

İş yerlerinde Disiplin Kurulu oluşturulması zorunlu değildir. Kanunlarda ya da ikincil mevzuatta böyle bir yasal zorunluluğa yer verilmemiştir. Yargıtay kararlarında da disiplin cezalarının Disiplin Kurulları oluşturularak bu Kurullar marifetiyle uygulanacağına ilişkin bir hüküm yoktur. Ancak işyerinde oluşturulmuş bir Disiplin Kurulu var ise disiplin cezalarının bu Kurul marifetiyle uygulanması gerekir.

Diğer yandan işyerinde Disiplin Kurulu’nun oluşturulması, kurumsal işleyiş açısından önemli faydalar sağlamaktadır. Zira Disiplin Kurulu, çalışma düzeninin sağlanabilmesi, işçilerin ortak çıkarlarının korunması ve iş yerindeki işleyişin sürdürülebilmesi amacıyla faaliyet gösterecektir.

Disiplin cezalarının, Disiplin Kurulu marifetiyle uygulanması işçilerin itirazını asgariye indirmekte ve çalışma barışına katkı sağlamaktadır.

Dolayısıyla Disiplin Kurulu’nun yasal bir zorunluluk olmamakla beraber iş yerinde işleyişi kolaylaştıracağı, fesih durumunun ortaya çıkması halinde olayın araştırılması açısından ilave zaman kazandıracağı ve çalışma barışına katkı sağlayacağı açıktır. Bu nedenle işverenlerin Disiplin Kurullarını oluşturmaları ve disiplin cezalarını bu kurullar aracılığıyla uygulamaları isabetli olacaktır.

Ekli Dosyalar

10 Kas 2022 - 15:10 - Kamu İşçi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kamu İşçileri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kamu İşçileri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kamu İşçileri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kamu İşçileri değil haberi geçen ajanstır.