Geçmişe Etkili Toplu İş Sözleşmelerinde Yıllık İzin ve Mazeret İzin Hakkı Nasıl Değerlendirilir?

Geçmişe Etkili Toplu İş Sözleşmelerinde yıllık izinler konusunda nasıl bir yol izlenmelidir? Geçmişe etkili sözleşmelerde mazeret izinlerinin artırılması durumunda, bu hüküm geçmişe dönük uygulanır mı?

Haber albümü için resme tıklayın

İçerik

GİRİŞ

Ülkemizde Toplu İş Sözleşme süreçleri genel olarak öngörülenden daha uzun sürmekte ve işveren ile sendikalar arasındaki çetin pazarlık süreci bazen aylar sonra sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle Toplu Sözleşmelerinin bağıtlanması gecikebilmektedir.

Bu durumda Toplu İş Sözleşmelerinde, “imza tarihi” ve “yürürlük tarihi” olmak üzere iki ayrı tarih yer almakta, TİS’den doğan hak ve menfaatler, bir önceki TİS’in bitiş tarihine denk gelecek şekilde yürürlük tarihi itibariyle başlamaktadır.

Toplu İş sözleşmelerinin imza tarihinden önceki bir tarih itibariyle yürürlüğe konulması, iş hukukunda “Toplu İş Sözleşmesinin Geçmişe Etkili Olarak Yürürlüğe Konulması” şeklinde ifade edilmektedir.

Bu uygulama, yeni TİS’in imzalanmasının uzaması ve eski TİS’in bitim tarihi ile yeni TİS’in imzalanması arasında geçen dönemin telafi edilmesini sağlamaya yöneliktir.

Dolayısıyla geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulan TİS nedeniyle işçilerin geriye dönük alacakları doğmaktadır. Bu alacaklar, ücret zamları, ikramiye ve sosyal yardım farkı gibi kalemlerde işçilere ödenmektedir.

Aynı zamanda yeni TİS imzalanmadan emekli olan ya da kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde işten ayrılan işçilerin kıdem tazminatı, mevcut yevmiyeleri ve diğer ödemeleri dikkate alınarak hesaplandığından yeni TİS’e göre yapılacak yeni hesaplama, işçiler açısından kıdem tazminatı fark alacaklarını ortaya çıkarmaktadır.

Mali haklar açısından ortaya çıkan ücret ve sosyal yardım farkları ile kıdem tazminatı fark ödemelerinin, yeni TİS’in yürürlük tarihinden itibaren hesaplanarak işçilere ödenmesi gerektiği açıktır.

Ancak bilindiği gibi TİS ile yalnızca mali haklar belirlenmemekte, yıllık izinden mazeret izin hakkına, ihbar süresinden diğer çeşitli haklara kadar pek çok konu, TİS ile Kanun’da öngörülen sürelere ilave olarak artırılabilmektedir.

Örneğin İş Kanunu ile hizmet süresi 1 yıldan 5 yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 gün yıllık izin verilirken Toplu İş Sözleşmesiyle bu süre 16, 18 gün vs. şeklinde belirlenebilmektedir. Ya da işçiye evlenmesi halinde İş Kanunu’na göre 3 gün izin verilirken bu mazeret izni TİS ile 5 güne çıkarılabilmektedir.

TİS ile artırılan izinlerin, geçmişe etkili toplu sözleşmelerde ne şekilde uygulanacağı, tartışmaya yol açan bir husustur.

Peki yıllık izinler konusunda nasıl bir yol izlenmelidir?

Mazeret izinlerini geçmişe giderek artırımlı olarak hesaplamak mümkün müdür?

Bu makalemizde, Geçmişe Etkili Toplu İş Sözleşmelerinin yıllık izin ve mazeret izinleri açısından nasıl uygulanacağını ele alacağız.

Bu Makalenin PDF formatı için tıklayınız

GEÇMİŞE ETKİLİ TOPLU SÖZLEŞMELERİN UYGULANMASINDA İFA EDİLEBİLİRLİK ÖLÇÜTÜ!

Geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulan Toplu İş Sözleşmelerinin izin haklarına etkisi konusundaki istisnai çalışmalardan biri, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Erdem Özdemir’in TÜHİS tarafından da yayınlanan “Toplu İş Sözleşmesinin Geçmişe Etkili Olarak Yürürlüğe Konulması” başlıklı makalesidir.

Özdemir’in değerlendirmesine göre; Toplu İş Sözleşmesinin tüm hükümlerinin geçmişe etkili olarak yürürlüğe girebileceğini kabul etmek mümkün değildir.

Uygulamada da geçmişe etki açısından önem taşıyan hükümler esasen ücrete ilişkin düzenlemelerdir. Prof. Dr. Seza Reisoğlu’na göre de ücret dışındaki muhteva normlarının geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulması çoğu zaman imkansızdır.

Bir toplu is sözleşmesi hükmünün geçmişe etki edebilmesi için, söz konusu hükmün “ifa edilebilir” nitelikte olması gerekir.

“İfa edilebilirlik” ölçütü ile kast edilen, TİS hükmünün uygulanmasının mümkün olması, yerine getirebilmesine imkan bulunmasıdır.

Yargıtay’ın da verdiği kararlarda geçmişe etkili kılınan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin “ifa edilebilir” nitelikte olup olmadığı noktası üzerinde durduğu ve böylece aynı ölçütü esas aldığı görülmektedir.

Kararı inceleyen Prof. Dr. Nuri Çelik de Yargıtay kararının isabetli olduğunu, bir toplu iş sözleşmesinin geçmişi etkileyebilmesi için, bununla getirilen yükümlülüğün edasının mümkün olması gerektiğini belirtmiştir.

“İfa edilebilirlik ölçütü” açısından toplu iş sözleşmesinde yer alan ücret zamları, ikramiye ve sosyal yardım gibi paraya ilişkin hükümlerin geçmişe etkili kılınabileceği söylenebilir.

Buna karşılık, TİS’in diğer hükümlerinin aynı şekilde geçmişe etki edebileceğini söylemek bu kadar kolay değildir. Dolayısıyla, geçmişe etki konusunda benimsenen “ifa edilebilirlik” ölçütü açısından, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir.

Ayni nitelikteki yardımların geçmişe etkili kılınıp kılınmayacağı konusu da açıklığa kavuşturulması gereken bir husustur.

Örneğin, ayni yemek verilmesi veya taşıt sağlanması gibi hükümlerin geçmişe etki edip etmeyeceği konusunda, Yargıtay bir kararında; “…toplu is sözleşmesinde, hükümlerin imza tarihinden önceki bir tarihte yürürlüğe gireceği konusunda bir kayıt olsa bile, bunun isçileri taşıma gibi fiili hallere uygulanması düşünülemez. Geleceğe ait fiili bir işin taahhüt edilmesi halinde bunun geçmiş zaman için yerine getirilmesi olanağı yoktur.” anlatımına yer vererek taşıma taahhüdüne ilişkin toplu sözleşme hükmünün geçmişe etkili olmayacağı sonucuna ulaşmıştır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi/ 25.12.1973 / Esas,160983/ Karar, 35573)

YILLIK İZİNLER BAKIMINDAN GEÇMİŞE ETKİLİ TİS’LERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ayni yardımların dışında, yıllık izinlere ilişkin düzenlemelerin de geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulup konulmayacağı da akademide tartışılan bir konudur.

Yıllık izin sürelerine ilişkin hükümlerin geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi mümkün sayılmalıdır.

Dolayısıyla toplu iş sözleşmesiyle işçinin yıllık izin hakkı artırılmışsa, bu hakkın TİS’in yürürlük tarihinden itibaren geçerli olduğunu kabul edip buna göre yıllık ücretli izin hakkı tespit edilmelidir.

MAZERET İZİNLERİ AÇISINDAN GEÇMİŞE ETKİLİ TİS NASIL UYGULANACAKTIR?

Toplu iş sözleşmelerinin mazeret izin hakları ile ilgili de yeni hükümler getirdiği uygulamada sıklıkla görülmektedir.

Peki geçmişe etkili sözleşmelerde mazeret izinlerinin artırılması durumunda, bu hüküm geçmişe dönük uygulanır mı?

Örneğin 03.03.2021 tarihinde babası vefat eden işçiye, Kanun gereği 3 gün mazeret izni kullandırılmış olsun. İşçinin çalıştığı kurumun toplu sözleşmesi ise 01.04.2021 tarihinde, 01.01.2021 tarihinden geçerli olmak üzere imzalanmış ve eş, çocuk, anne/ babanın ölümüne bağlı mazeret izin hakkı 5 günü çıkarılmış olsun.

Bu durumda söz konusu işçi için, geçmişe etkili TİS nedeniyle 2 günlük mazeret izin hakkı alacağından söz edilebilir mi?

Bir başka ifade ile geçmişe etkili TİS ile mazeret izin hakkı artırılmışsa, bu izin hakkı geçmişteki doğum/ ölüm/ evlenme durumları için geçerli olur mu?

Ya da mazeret izinleri, TİS’in imza tarihi itibariyle mi uygulanır?

MAZERET İZİNLERİ NE ZAMAN KULLANILIR?

Bu soruların cevabına geçmeden önce, mazeret izinlerinin niteliğini Yargıtay kararları ve Devlet Personel Başkanlığının görüşleri çerçevesinde ortaya koymak gerekecektir.

Mazeret izinleri, olaya bağlı izinler olup, olayın vuku bulmasını takiben kullanılabilecek izinlerdir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin, 2011/6774 E., 2013/13240 sayılı Kararı, mazeret izinleriyle ilgili yol gösterici niteliktedir.

Bu kararda mazeret izinleri ile yıllık izin arasındaki farklar detaylı şekilde ortaya konulmakta, işverenin sorumluluğu açıklığa kavuşturulmaktadır.

Söz konusu kararda;

“Mazeret izinlerinin kullanılabilmesi için kural olarak işçinin bu yönde talepte bulunması gerekir.” denilmektedir.

Dolayısıyla mazeret izin hakkının söz konusu olabilmesi için işçinin talepte bulunması ön şarttır. Yıllık izindeki gibi çalışma süresine bağlı olarak otomatik doğan bir hak değildir. İşçinin mazeretine bağlı olarak talepte bulunmaması, hak düşürücü nedendir. Örneğin çocuğu olan işçi, bu durumu işverene bildirip mazeret izin talebinde bulunmakla yükümlüdür. Talepte bulunmayan işçi, öngörülen mazeret izin süresini geçirmesi halinde izin hakkını kaybedecektir.

Yargıtay’ın söz konusu kararında vurgulanan bir diğer husus ise mazeret izninin, izni gerektiren olgunun gerçekleştiği anda kullanılmasının gerekliliğidir. Örneğin babası ölen işçi, bu nedenle hak kazanacağı izni babasının vefat tarihini takip eden günlerde kullanmak durumundadır. Mazeret iznini olaya bağlı olarak talep edip kullanmayan işçinin daha sonraki talepleri geçersizdir.

Bu husus, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin, 2011/6774 E., 2013/13240 sayılı Kararı’nda şu şekilde hüküm altına alınmıştır:

“… yıllık ücretli izin dışındaki yasal diğer izinlerin, izni gerektiren olgunun gerçekleştiği anda kullanılması gerekir… İşçi bu iznini, izni gerektiren olay bittikten sonra işverene talepte bulunarak kullanamayacağı gibi ilerde kullanmadığı gerekçesi ile karşılığı ücretin ödenmesini talep edemez.”

KULLANILMAYAN MAZERET İZİNLERİ ÜCRETE DÖNÜŞÜR MÜ?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kullanılmayan mazeret izinlerinin yıllık izindeki gibi iş sözleşmesinin sona ermesiyle ücrete dönüşmeyeceğini de hüküm altına almıştır. Bilindiği gibi işçinin kullanılmayan yıllık izni, iş sözleşmesinin feshinde ücrete dönüşmektedir. Ancak mazeret izinlerinde böyle bir durum söz konusu değildir.

DPB’NİN GÖRÜŞLERİ HANGİ YÖNDEDİR?

Bu konuda Devlet Personel Başkanlığı’nın (DPB) 657 sayılı Kanuna tabi memurlar için verdiği iki görüşün emsal nitelikte olduğunu değerlendiriyoruz. DPB, her iki görüşte özet olarak şu hükümlere yer vermiştir;

  • Evlilik sebebine dayalı olarak verilen mazeret izninin, resmi nikahın gerçekleştiği tarihten, ancak nikah ve düğünün farklı tarihlerde yapılması durumunda, memurun tercihi de göz önünde bulundurularak resmi nikah yahut düğün tarihinden itibaren kullandırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
  • Babalık izni ile ölüm üzerine verilen mazeret izninin ise, söz konusu mazeretlerin vuku bulduğu tarihten, diğer bir deyişle doğumun veya ölüm olayının meydana geldiği tarihten itibaren başlamak suretiyle kullandırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
  • Devlet memuruna isteği üzerine verilen iznin, eşinin doğum yaptığı tarihten itibaren başlaması gerektiği, doğum olayının gerçekleştiği tarihten itibaren 15 gün veya 1 ay sonra bahsi geçen babalık izninin verilemeyeceği mütalaa edilmektedir.

Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşlerinin kamu kurumu işçileri içinde emsal nitelikte olduğunu, Yargıtay kararlarını da dikkate aldığımızda, mazeret izinlerinin olaya bağlı izinler olduğu, olayın ortaya çıkmasını müteakip kullanılmaları gerektiği açıktır.

İFA EDİLEBİLİRLİK ÖLÇÜTÜ AÇISINDAN MAZERET İZİNLERİ!

Mazeret izinlerini, Makalemizde iş hukuku hocalarının görüşleri ve Yargıtay kararları ışığında genişçe yer verdiğimiz, “ifa edilebilirlik” ilkesi bağlamında değerlendirmek gerekir.

Bir toplu iş sözleşmesi hükmünün geçmişe etki edebilmesi için, söz konusu hükmün “ifa edilebilir” nitelikte olması gereklidir.

Yargıtay’ın da verdiği kararlarda geçmişe etkili kılınan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin “ ifa edilebilir” nitelikte olup olmadığı noktası üzerinde durduğu ve böylece aynı ölçütü esas aldığı görülmektedir.

İş Hukuku hocaları da bir toplu iş sözleşmesinin geçmişi etkileyebilmesi için, bununla getirilen yükümlülüğün edasının mümkün olması gerektiğini belirtmişlerdir.

SONUÇ

Mazeret izinlerini değerlendirirken, bu izinlerin olaya bağlı izinler olması, kullanımının işçinin talebine bağlı olması ve olay tarihini takip eden günlerde kullanılmaması durumunda bu hakkın ortadan kalkacağı gibi ilkeleri göz önüne almak gerekir.

Bu çerçevede değerlendirme yapıldığında; mazeret izinlerinin olaya bağlı olması ve olayın meydana gelmesini müteakiben kullanılmasının gerekliği nedeniyle geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamayacağını değerlendirmekteyiz.

“İfa edilebilirlik” ölçütü açısından da geçmişte meydana gelen bir olaya bağlı iznin gelecekte kullandırılması doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü mazeret izinin ifa zamanı/kullanılma dönemi; ölüm, doğum, evlenme vs. gibi olayı takip eden günlerdir. Bu kullanma döneminin geçmiş olması, “ifa edilebilirlik” ilkesi açısından mazeret izni hakkının sonradan kullanımına imkan tanımamaktadır.

Ayrıca işverenin, olayın hemen ardından kullanılması gereken mazeret izin için, gelecek bir dönemde izin verme yükümlülüğünden söz edilemez. Böyle bir beklenti de ifa edilebilirlik ölçütüne aykırı olacaktır.

Diğer bir ifade ile geçmişte meydana gelen bir doğum/ölüm ya da evlenme gibi mazeret durumu için, yeni TİS ile bu izin hakkının artırılmış olması geçmişe yürüyecek bir hak değildir.

Bu hususları dikkate aldığımızda, mazeret izinlerinin TİS’in imza tarihi itibariyle geçerli olacağını, geçmişte meydana gelen olaydan dolayı işçinin bir mazeret izin hakkı alacağının doğmayacağını değerlendiriyoruz.

Bu Makalenin PDF formatı için tıklayınız YASAL UYARI Bu çalışma Kamutech Yazılım A.Ş. mevzuat grubu uzmanları tarafından hazırlanmıştır. Makalenin her türlü yayın hakkı Kamutech Yazılım A.Ş.'ye aittir. Kaynak göstermek ve link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.

 

 

 

 

Ekli Dosyalar

05 Ağu 2021 - 10:35 - TİS


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kamu İşçileri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kamu İşçileri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kamu İşçileri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kamu İşçileri değil haberi geçen ajanstır.